|
SEDİMANTER YATAKLAR
Hava ile taşınma özellikle kurak bölgelerde önem taşır. Örnek vermek gerekirse, İzlanda'daki Hekla yanardağından 1947'de püskürtülen kül parçacıkları, boyutlarına bağlı olarak değişik mesafelere taşınmışlardır: 0.006 mm boyutlu partiküller ortalama 3800 km uzaklığa, 0.03 mm boyutlu partiküller 820 km uzaklığa ve 0.07 mm boyutlu partiküller ise 283 km uzaklığa taşınmışlardır. Sedimanlardaki volkanik bileşenler, montmorillonit oluşumunu kolaylaştırırken, diyatomların gelişimi ise diyatomit yataklarının oluşumunu sağlamaktadır. 1 mm'den daha büyük kum taneleri, kumul yüzeyleri üzerinde rüzgarın da yardımıyla sıçrayarak taşınırlar. 6.7 - 8.7 m/s arası hızlarda esen rüzgarlar, 0.25 mm çapındaki taneleri taşıyabilirken, hızları 9.8 - 11.4 m/s arası olan rüzgarlar 0.5 mm çapındaki taneleri taşıyabilirler. Buzullar ile taşınma daha az yaygın olup, oldukça yavaştır. Alp Vadisi Buzulları 30-150 m/yıl arası hızlar ile hareket ederlerken, Himalaya buzulları 700-1300 m/yıl gibi nispeten daha yüksek hızlarda hareket ederler. Buzullar ile taşınan malzemeler tane boyutuna göre boylanırlar. En fazla bozunma gösteren materyaller, çökelim alanlarına su ile, doygun veya doygun olmayan çözeltiler ile, kolloidal çözeltiler ile, suspensiyon veya sıçrama ile veya akarsu yatakları boyunca yuvarlanarak taşınanlardır. Nehirlerdeki klastik materyaller akış hızına bağlı olarak, tane boyutuna göre boylandırılırlar (Şekil 7) ve daha yüksek akıntı hızları ise parçacığa devinim kazandırmak için gereklidir. Seçimli taşıma esnasında parçacıklar boyutlarına, şekline ve kütlesel yoğunluğuna göre boylanırlar, kenarlar parçacıkların birbirine sürtünmesi yüzünden yuvarlaklaşırlar ve tane boyutu azalır. Parçacıkların sulu basenlere taşınması, açık denizlerde, 50-70 m arası sığlıklarda dalga hareketinden etkilenir. Dalgaların kıyıya oblik açıyla çarptığı durumlarda, parçacıklar 1 km/gün'e varan hızlarda yanal olarak taşınırlar. Sedimantasyon, kıtasal levha içi basenlerde meydana gelebilir. Örnek olarak; Afrika'daki Tersiyer yaşlı Çad Baseni (diyatomit); Avrupa'daki Zechstein Baseni; Kanada'daki Devoniyen Elk Point ve Silüriyen Michigan Basenleri (evaporitler) ve Fransa'daki Tersiyer yaşlı Paris Baseni (jips) verilebilir. Bazı basenlerin civarında bulunan platform karbonatları, pasif kıta kenarlarının şelf karbonatlarına geçiş gösterirler. Transgresyon sonrasında, fosforitler bu ortamda oluşurken, plaser yatakları rüzgarların kıyı şeridine oblik olarak esip, okyanus akıntıları ile birleştiği yerlerde oluşurlar. Bunun örnekleri Namibya'daki elmas plaserleri, Avustralya, Florida ve Güney Amerika'daki monazit-zirkon plaserleridir. Manto sorguçları veya sıcak noktaların üzerinde, üçlü eklemin yıkılmış kolları şeklinde olan ve alakojen olarak bilinen graben benzeri yapılarda, Süveyş Körfezi ve Kuzey Denizindeki tuz ve petrol yataklarında olduğu gibi önemli kalınlıkta sedimanlar birikebilir. Riftleşmenin sonraki safhaları Kızıl Deniz benzeri embriyonik okyanusların gelişimine ve halit ve jips çökelimine doğru gider. Ada yaylarının bitişiğinde, resifal kireçtaşları, yay-hendek boşluğunda, yay arkası basende ve adalar arası boşluklarda oluşur. Doğrultu atımlı faylar, Ölü Deniz Basenindeki tuzlar ve İngiltere'deki Tersiyer yaşlı Bovey Baseni kaolenitik killeri için ortam hazırlamışlardır.
Şekil 7. Akarsu hızı ile erozyon ve taşınma ile parçacıkların boyutlarına bağlı olarak; Çökelmeleri arasındaki ilişkiler (Hjulström in Verhoogen et al, 1970). A. Sedimanlarınbelirli bir tane boyutunda aşınma gösterdiği en düşük akış hızını gösteren eğri; B. Sedimanların belirli bir tane boyutunda çökelmiş olduğu akış hızını gösteren eğri; Gölgeli alan-farklı yazarlara göre A eğrisinin lokalize edildiği alandır. Sedimantasyonun sıra dışı koşulları, fraksiyonel sedimantasyon olarak bilinir ve oldukça saf kumtaşlarının, karbonatların, diyatomitin, tronanın ve kaolenitik killerin oluşumunu sağlayabilir. Uzun süre duraylı kalabilen miojeosenklinallerin kıyı şeritleri boyunca uzanan plaj kumları, Birleşik Devletlerin merkezi doğu kesimlerinde yeralan Alt Silüriyen yaşlı Tuscarora Kumtaşı ve Orta Ordovisiyen yaşlı St. Peter Kumtaşı örneklerinde olduğu gibi, %98 SiO2 içeren kumtaşlarını oluşturmak üzere boylanabilirler. Benzer oluşumlar; %98 CaCO3 içerikli Orta Devoniyen yaşlı Columbus (Ohio) ve Alt Devoniyen yaşlı Koneprusy (Çek Cumhuriyeti) kireçtaşlarında da gözlenmektedir. Dolomit çoğunlukla resiflerin iç kısımlarında oluşmaktadır (örneğin Thornton yatağı, Chicago güneyi). Büyük diyatomit yataklarının oluşumu, muhtemelen volkan külü şeklinde düzenli bir silis getirimini ve diyatomların gelişebilmesi için yeteri kadar nitratlara ve fosfatlara gerek duyar. Nitratlar ve fosfatlar canlı maddelerin yaşamsal döngüleri içinde sürekli olarak varoldukları için, nispeten küçük miktarlar yeterli olmaktadır. Ancak diyatom kavkılarına bağlı kaldığı için sabit bir silis getirimi gereklidir. Dünya üzerinde bilinen en büyük yatak, Güney Kaliforniya'da (USA), Lompoc yakınlarındaki Miyosen ve Pliyosen yaşlı Monterey ve Sisquoc Formasyonlarıdır. Kaya tuzu büyük yataklar oluşturur. Birleşik Devletlerin Üst Silüriyen yaşlı New York, Ohio ve Michigan kaynaklarında 12.000 km3, Üst Permiyen yaşlı batı Teksas ve New Mexico Formasyonlarında ise 40.000 km3 kaynak tahmin edilmektedir. Anhidrit ve jips yatakları da Birleşik Devletlerin Permiyen yaşlı 8000 km3'lük yataklarında olduğu gibi büyük yataklar oluşturabilirler. Dünya'nın bilinen en büyük trona yatağı Eosen yaşlı Green River Formasyonudur (Wyoming, USA). Bu bölgede, 7000 km2'lik alan kaplayan 40 seviyede 75 milyon ton malzeme olduğu tahmin edilmektedir. Bu kadar büyük sodyum konsantrasyonu, yakın civarda bulunan granitlerin bozunma mantosuyla açıklanamaz. Bununla birlikte, sodyumun kısmen volkanik camdan kısmen de Eosen sıcak kaynaklarından türemiş olabileceğini düşünmek daha doğrudur. Üst Kretase yaşlı Tuscaloosa Formasyonu'nun (South Carolina), son derece büyük miktarda ve mükemmel kalitede kaolen içeriyor olması, düzgün alüvyal konilerden gelen kaolenleşmiş kuvars-feldispat materyalinin terkedilmiş akarsu kanallarında yeniden işlenmesiyle oluşmuş olabileceği üzerinde şüphe uyandırmaktadır. Kaba taneli ve çapraz tabakalı flüviyal kumların yakın civarda bulunması, hızlı ve acele bir çökelime işaret etmektedir. Bir hipoteze göre bu yataklar Gulf Coast'dan ve aşağı Mississipi sahalarından rüzgar ile vadi içlerine ve lagünlere taşınan ve buralarda ilk olarak montmorillonite, daha sonra da kaolenite bozunan volkan küllerinden türemişlerdir. Plaser yataklarında; elmas, monazit, sillimanit, dişten, andaluzit, granat ve korund gibi minerallere ait son derece büyük zenginleşmeler meydana gelir. Zengin plaj plaserleri, bu mineralleri aksesuvar mineraller şeklinde içeren kristalen ana kayalar, derin tropikal bozunmaya uğrayıp, aşındıkları zaman oluşurlar. Toprak kütlesinin yükselmesinden hemen sonra erozyon olayı, kıyılara doğru akıntılar ile taşınmış olan bu dirençli aksesuvarları serbestleştirir ve dalga hareketleri etkisiyle de ağırmineraller nispeten küçük bir alanda zenginleşirler. Bu tip oluşumlara örnek olarak Brezilya, Sierra Leone, Hindistan ve Sri Lanka verilebilir. Toprak kütlesinin gömülmesinden sonra, litoral kum sırtları oluşur. Bunlar ağır minerallerce alışılmışın dışında zenginleşmişlerdir. Burada doğa, gravite iyileştirme tesisi gibi davranmaktadır. |