MAGMADAN METAMORFİZMAYA VE GERİYE

Endüstriyel mineraller bilimsel jeoloji ile uygulamalı jeoloji arasında bir köprü oluştururlar. Bilimsel jeoloji, tamamen teorik temellere dayanırken, uygulamalı jeoloji ister istemez işlevsel olmak zorundadır. Bunun da ötesinde, endüstriyel mineraller sunulacak bir Pazar yoksa sadece bir jeolojik merak konusu olarak kalacaklardır. Gerek pazarlar gerekse bu pazarlara hizmet veren madenler, birtakım ticari süreçleri temsil ederler. Bu süreçler de jeolojik süreçler kadar merak konusudur ve faaldir. Ancak küresel jeoloji, küresel pazarlardan konu olarak çoğunlukla alakasız olduğu için bu tip ticari süreçleri açıklamaya çalışmaz. Bununla birlikte, belirli bölgeler ham maddeler açısından verimliyken, bu sefer de burada hammaddeyi talep edecek tüketiciler bulunmayabilir. Başka yerlerde ise, büyük pazarlar ihtiyaç duyulan yerel hammaddelerden yoksun olabilirler. Örnek olarak; büyük pazarların ithalata bağlı olduğu Birleşik Devletler ve Kanada'daki kromit, elmas ve manganez ihtiyacı verilebilir. Benzer durum fosfat kayacı, elmas, rutil ve zirkon mineralleri için Batı Avrupa'da söz konusudur. Bunun aksine, küçük bir iç pazara sahip olan Avustralya, dünyanın en büyük boksit, elmas, ilmenit, rutil ve zirkon üreticisidir. Aynı durum kromit, manganez, elmas, andaluzit, ilmenit, rutil ve zirkon üretiminde önde gelen Güney Afrika için geçerlidir. Küresel tüketim modelleri, geçmişteki, günümüzdeki ve gelecekteki ekonomiler için gerçekten karmaşık bir temel oluşturmaktadır.

Maden kaynakları ile bunları çevreleyen sosyal ve jeolojik ortamlar arasında sonsuz çekici bir bağ vardır. Küresel jeoloji başlığından da anlaşılacağı gibi bu makale, endüstriyel minerallerin kendilerini magmatik süreçlerde, metamorfık süreçlerde ve en sonunda madenlerde bulduğu tüm jeolojik koşullar ile ilişkilidir. Flawn (1966)'ın, maden kaynakları hakkındaki en önemli tek gerçeğin, bunların dünya üzerindeki düzensiz dağılımları olduğunu vurgulayan görüşüne rağmen, bariz birtakım raslantısallıklarda bile bazı düzenler bulunduğu görülmüştür. Ancak Stanton (1972)'ın belirttiği gibi çoğu cevher yatakları, içinde bulundukları jeolojik ortamlarla yakından ilişkilidir. Bu ortamlar da zaman içinde değişim gösterebildiği için, özel bazı cevher yatakları bariz şekilde belirli yerlerde ve belirli zamanlarda yoğunlaşmışlardır. Metalik dünyada, bu yerler metalojenik provensler olarak bilinirken, zaman periyotları da metalojenik devirler olarak bilinmektedir. Bu kavramın metalik olmayan minerallere uygulanması da söz konusudur ancak anlaşılması güç olan bir gerçek vardır ki, bilinen minerallerin ve kayaçların çoğu, zıt jeolojik ortamlarda bulunurlar. Lityumun pegmatitlerde ve tuzlu sularda bulunması, manganezin artık veya sedimanter yataklar şeklinde bulunması, fosfatların magmatik veya sedimanter mineraller şeklinde bulunması ve kalsiyum karbonatın bilinen her jeolojik ortamda bulunması buna örnek olarak verilebilir. Takip eden bölümlerde bazı endüstriyel minerallerin ve kayaçların oluştuğu esas jeolojik süreçlerden bahsedilecektir.